Türk Çelik Sektörü İçin 2026 Alarmı
tarihinde yayınlandı
Türk Çelik Sektörü İçin 2026 Alarmı: AB Kotaları ve Karbon Vergisi Kapıda!
Avrupa Birliği’nin (AB) devreye almaya hazırlandığı yeni vergi ve kota düzenlemeleri, Türk demir-çelik sanayisini kritik bir dönemece sürüklüyor. Uzmanlar, ton başına 60 avroya yakın bir ek maliyetle karşılaşabilecek olan sektörün, AB pazarındaki payını koruyabilmesi için acil diplomatik hamleler yapılması gerektiği görüşünde.
Türkiye’nin lokomotif sanayi kollarından demir-çelik sektörü, 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe girecek Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve AB’nin korumacı ticaret hamleleri nedeniyle ciddi bir sınavla karşı karşıya. Sektörün iki güçlü ismi; Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ile Dünya Çelik Birliği Başkanı ve Çolakoğlu Metalurji Genel Müdürü Uğur Dalbeler, yaklaşan risklere karşı kamu ve özel sektörün tek ses olarak hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyor.
İhracatta Ton Başına 60 Avro Ek Yük
SKDM’nin 2026 yılıyla birlikte artık sadece bir takip sistemi olmaktan çıkıp mali bir yükümlülüğe dönüşeceğini hatırlatan Fuat Tosyalı, ihraç edilen her ton çelik için yaklaşık 60 avroluk bir karbon faturası çıkabileceğini belirtti. AB’nin kotaları daraltıp gümrük duvarlarını yükselttiğini ifade eden Tosyalı, “Bu küresel ambargoyu andıran adımlara karşı devletimizin ve sektör birliklerimizin liderliğinde Brüksel ile vakit kaybetmeden masaya oturmalıyız. Çelik sektöründe yaşanacak bir sarsıntı, tüm imalat sanayisini ve ülke ekonomisini doğrudan etkiler” uyarısında bulundu.
Küresel Arenada Teşvik Eşitsizliği ve Rekabet Baskısı
Dünya Çelik Birliği’nin tepe yönetiminde yer alan Uğur Dalbeler ise küresel pazardaki dengesizliğe dikkat çekti. AB’nin kendi üreticisine yeşil dönüşüm için milyarlarca avroluk fon sağladığını, Türk üreticisinin ise AKÇT (Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu) anlaşması gereği 1997’den beri hiçbir devlet desteği almadan rekabet etmeye çalıştığını vurguladı. Dalbeler, tırmanan enerji ve işçilik maliyetlerinin ABD haricindeki tüm üreticileri köşeye sıkıştırdığını ve fabrikaların kapasite düşürmek zorunda kaldığını ekledi.
Çin’in Ucuz Ürün Dalgası ve ABD’nin Katı Vergileri
Küresel piyasalardaki tek riskin Avrupa olmadığını belirten Dalbeler, ABD’nin çelik vergilerini yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkardığını ve kapsamı genişlettiğini aktardı. Öte yandan, iç piyasası daralan Çin’in dünyaya sunduğu arzı 60 milyon tondan 120 milyon tona çıkararak piyasayı ucuz ürüne boğduğunu, devlet destekli bu haksız rekabetin küresel fiyatları baskıladığını aktardı.
Çözüm Önerisi: Ticaret Politikaları Sertleşmeli, Masaya Dönülmeli
Türkiye’nin kısa vadede Rusya ve Çin kaynaklı dampingli ithalata karşı hızla koruma kalkanı oluşturması gerektiğini söyleyen Dalbeler, uzun vadeli çözümün ise AB ile Gümrük Birliği ve AKÇT anlaşmalarını revize ederek Türkiye’ye özel bir muafiyet koparmaktan geçtiğini belirtti.
Sektörün İhracat Gücü ve Avrupa Liderliği
Tüm bu küresel zorluklara rağmen Türk çelik sektörü güçlü duruşunu koruyor. Yılın ilk 9 ayında 21 milyar doları aşan demir-çelik ihracatı, Türkiye’nin toplam dış satımının yüzde 11’ini sırtlamış durumda. Almanya’daki sanayi küçülmesinin ardından Türkiye, şu an AB’nin en büyük çelik üreticisi konumunda yer alırken, dünyada ise 7. sırada bulunuyor. Türk çeliğinin küresel ortalamaya göre yüzde 75 daha düşük emisyonla üretildiğini belirten uzmanlar, bunun büyük bir avantaj olduğunu ancak korumacı politikaların bu avantajı gölgelediğini söylüyor.
Korkutan Senaryo: İhracatta %60 Daralma Riski
AB’nin 2026 Haziran ayından sonra devreye sokmayı planladığı yeni koruma paketi ise adeta bir kabus senaryosu barındırıyor. Masadaki öneriye göre mevcut kotaların yarı yarıya düşürülmesi ve kota aşım vergilerinin yüzde 50 artırılması gündemde. Eğer kota hesaplamalarında geriye dönük (2022-2024) veriler baz alınırsa, Türkiye’nin Avrupa’ya yaptığı çelik ihracatı %60’ın üzerinde çakılma riskiyle karşı karşıya kalacak.
Özetle; Zaman daralıyor ve 2026 virajını kazasız dönmek için Türkiye’nin AB ile agresif bir ticaret diplomasisi yürütmesi, içeride haksız ithalata karşı sert önlemler alması ve yeşil teknoloji yatırımlarına hız vermesi şart.
Metal sektörü, tedarik zinciri ve ürün tedariği hakkında daha fazla bilgi edinmek için diğer yazılarımıza göz atın.